1. Kulak - burun - boğaz hastalıkları
2. Göz ile ilgili hastalıklar
3. Psikiatrik hastalıklar
4. Nörolojik hastalıklar ( Sinir sistemi hastalıkları )
5. Kardiolojik hastalıklar ( Kalp hastalıkları )
6. Hematolojik hastalıklar ( Kan hastalıkları )
7. Pulmoner sistem hastalıkları ( Solunum sistemi hastalıkları )
8. Endokrinolojik hastalıklar ( Hormonal hastalıklar )
9. Gastrointestinal sistem ( Sindirim sistemi ) ve Karın duvarı hastalıkları
10. Ortopedik hastalıklar ( iskelet sistemi hastalıkları )
11. Jinekolojik hastalıklar ( Kadın - doğum hastalıkları )
1. Kulak - burun - boğaz hastalıkları :
Kafatasının içinde yer alan boşlukların barotravmaları dalışta en sık karşılaşılan problemlerdendir. Dış kulak yolundaki herhangi bir tıkanma, iniş sırasında kulak zarı önünde havalanmayan bir alan bırakarak, dış kulak sıkışmasına yolaçabilir. Bu durumda kulak zarı bombeleşiri bu da ağrıya, kanamaya ve kulak zarının delinmesine yol açabilir.
a. Dış Kulak Yolu Hastalıkları : Dış kulak yolundaki herhangi bir tıkaç varlığı, dış kulak yolunun enfeksiyonla şişmesi, doğumsal veya sonradan olan darlık durumlarında tıkanmaya neden olan düzeltilmedikçe dalınmamalıdır.
Dış kulak yolu iltahabına yatkın kişiler sıkı bir tedavi programından sonra dalabilirler. Bu kişiler her dalıştan sonra özel antiseptik solüsyonlarla dış kulak yolunu yıkamalıdırlar. Dış kulak yolu iltihabı geliştiğinde ise tedavi ile düzelinceye kadar dalınmamalıdır.
b. Orta Kulak Hastalıkları : Orta kulağın ağız boşluğu ile bağlantısını sağlayan östaki borusu normalde kapalıdır. Yutkunma, esneme ve valsalva manevrası yapıldığında açılır. Bu, orta kulak ve mastoid bölgenin havalanması için gereklidir. Havalanmadaki yetmezlik orta kulakta akut veya kronik değişikliklere yol açar ve dalıcılar için rahatsızlık oluşturur.
Çekilen grafilerde mastoid bölgede havalanma azlığı görülmesi genellikle mastoid iltahabı (mastoidit) olarak yorumlanmasına rağmen, bu durum çoğunlukla çocukluktan itibaren zayıf olan östaki borusu fonksiyonuna bağlıdır ve bu kişiler kulak eşitlemede zorluk çekerler.
Orta kulak iltahabı olan kişilerinde tıbbi tedavi ile tamamen düzeldikleri uzman doktorlarca onaylanmadığı sürece dalmamaları gerekir.
Yarık damak denilen, doğuştan anomalisi olan kişilerde östaki borusunda da anomaliler vardır. Bu kişiler cerrahi olarak tedavi görseler bile, bu durumları düzelmeyeceğinden kesinlikle dalmamalıdırlar.
Tam olarak iyileşmemiş kulak zarı yırtığı olanlar kesinlikle dalmamalıdırlar. Yine kulak zarına tüp konmuş kişilerde, tüp çıkarıldıktan sonra, kulak zarı tam iyileşmeden ve östaki borusu normal işlevini tekrar kazanmadan dalamazlar.
c. iç Kulak Hastalıkları : iç kulakta hava olmadığından basınçtan direkt olarak etkilenmez. Ancak orta kulak komşuluğu sebebi ile basınç eşitlenmesinde oval ve yuvarlak pencere denilen bölgeler direkt olarak etkilenirler.
iç kulak barotravmalarında, işitme kaybı, çınlama ve vertigo gibi belirtiler ortaya çıkar. Kendiliğinden ve cerrahi olarak düzeltildikten sonra hala anormal işitme ve denge bozukluğu varsa kişi tekrar dalışa dönmemelidir. Çıkış sırasında veya çıkıştan hemen sonra ortaya çıkabilen dekompresyon hastalığı da aynı belirtileri gösterir, fakat tedavisi basınç odasında yapılabilir. Basınç odasındaki tedaviden sonrahala iç kulak fonksiyonlarında bozukluk varsa kişi bundan sonra dalmamalıdır.
Dalış sırasında kulakların eş zamanlı açılmasına bağlı olarak ortaya çıkan alternobarik vertigo durumundaki kişi dalışa devam etmemelidir.
Menier hastalığı veya vertigo yapan diğer hastalıklar varlığında (kişi cerrahi olarak tedavi görmüş bile olsa) dalış için izin verilmemelidir.
d. Burun ve Paranasal Sinüslerin Hastalıkları : Burundaki herhangi bir anomalide akciğerlerin havalanmasında yetersizlik olur. Akut viral rinitte mukozal anormallikler sıktır ve bu dönemde dalış yapılmamalıdır. Allerjik ve vasamotor rinit gibi kronik durumlarda dalış öncesi düzeltilmelidir.
Burun kemiklerinde daviasyon ve nasal polip (burunda et olması) gibi anatomik tıkanıklıklarda kulak basınç eşitlemesini azaltırlar. Yine sigara içimi (ileride daha ayrıntılı anlatılacaktır) veya kronik burun damlası kullanımı da irritasyona yol açarak basınç eşitlenmesini zorlaştırır.
e. Larenks Hastalıkları : Larenks, hava yollarını yiyecek ya da başka maddelerden korur, ayrıca solunum ve konuşmadan da sorumludur. Koruyucu fonksiyonunu azaltan veya tıkanmasına neden olan bir sebep varlığında, bu durum düzeltilmedikçe dalışa izin verilmemelidir.
2. Göz ile ilgili hastalıklar
Hipermetropisinin manometre, saat veya dekompresyon tablolarını görmeye engel olduğu veya miyopisinin düzeltici lenslerinin sualtında kaybolması halinde dalış arkadaşını veya tekneyi göremeyecek derecede görüş bozukluğu olan kişilere dalış izni verilmemelidir.
Glokom veya göz hipertansiyonu olan kişilerde yeterli görme keskinliği ve yeterli görme alanı yoksa dalış izni verilmemelidir. Tedavi amacıyla kullanılan göz damlaları kalp hızını arttırarak strese yol açabilir. Bu yüzden dalabilmemeri için bir kardiologdan izin alınmalıdır.
3. Psikiatrik hastalıklar
Yüksek stres (anksiete) seviyesi, klostrofobisi (kapalı yerde kalma korkusu) ve kolay panik olma eğilimi olan kişilere dalış izni verilmemelidir. Psikiatrik ilaç kullananlar, alkol bağımlısı olan kişilerde kesinlikle dalamazlar.
4. Nörolojik hastalıklar ( Sinir sistemi hastalıkları )
a. Migren : Migren, meydana getirdiği semptomlarla dalgıcın fonksiyonel kapasitesini sınırlar. Oluşturduğu semptomlar, dekompresyon hastalığı veya hava embolisi ile karışabileceğinden, migrenli kişilerin dalmamaları gerekir. Ayrıca dekomprasyonda migren ataklarını tetiklemektedir.
b. Kafa Travmaları : Travmadan hemen sonra görülebilen konvülzyonlar (kasılmalar), uzamış bilinç kaybı ve amnezi (hafıza kaybı), travma sonrası epilepsiye yol açma riskini arttıran sebeplerdir. Bu durum %90 kafa travmasından sonraki 2 yıl içerisinde ortaya çıkar.
Travma sonrası meydana gelen amnezininde ne kadar sürdüğü önemlidir. Kafa travmasından sonra 4 hafta veya daha fazla süren amnezi dalış için kesin bir engel oluşturur.
Anlık amnezilerde dahi, yapılan tüm testler normal ve epileptik tedavi almıyor ise, dalış ancak 6 hafta sonra yapılabilir. 1 haftalık amnezi 6 ay, 2 haftalık amnezi 9 ay, 3 haftalık amnezi ise 1 yıl dalışa ara vermeyi gerektirir.
c. Epilepsi (sara) : Epileptik tüm hastaların (tedavi alıp almadaıklarına bakmaksızın) dalmamaları gerekmektedir.
Sebebi açıklanamamış veya ataklar şeklinde senkop (bayılma) geçirmiş kişilerinde dalmaması gerekir.
d. Disk Herniasyonu (Bel Fıtığı) : Herniasyon sonrası nörolojik veya fiziksel bir yetmezlik yoksa dalış izni verilebilir, ancak dalgıç tırmanma, taşıma, kuşanma gibi omurlara yük bindirecek aktiviteler sırasında yeni yaralanmaların olabileceği konusunda uyarılmalıdır. Herniasyon sebebi ile ameliyat olanlar (ameliyat başarılı dahi olsa) ancak bir nörologun onayıyla dalabilirler. Ameliyat sonrası nörolojik arazları olanlara ise asla dalış izni verilmemelidir.
e. Omurga Yaralanmaları : Omurga ile ilgili yaralanma geçiren kişilerin dalış yapabilmeleri için verilecek izin mutlaka bir nörolog tarafından onaylanmalıdır.
f. Serebrovasküler Hastalıklar : Beyin damarları ile ilgili hastalık hikayesi olan kişiler kesinlikle dalamazlar. Çünkü hasar tamamiyle iyileşmiş bile olsanöral (sinir) kayıp ve merkezi sinir sistemi (MSS) hipoperfüzyonu olması, ciddi olarak dekompresyon hastalığı riskini arttırır.
g. Disbarik Serebral Hava Embolisi veya MSS'ni etkileyen Dekompresyon Hastalığı Geçirmiş Dalgıçlar : Nörolojik bozukluğu 24 saat içinde tedavi ile veya tedavisiz tamamen düzelmiş dalgıçlarda büyük bir olasılıkla irreversibl (kalıcı hasar) bir hücre hasarı meydana gelmemiştir. Bu yüzden bu dalgıcın diğer dalgıçlardan bir farkı yoktur. Fakat dalmasında sakınca olmadığını söyleyen hekimlerin yanısıra, dekompresyon hastalığı geçirenlerin tekrar dalmaması gerektiği görüşünde olanhekişmlerde bulunmaktadır. MSS'nin hasara uğrayan bölümlerinin, herhangi bir sebeple yeniden kan akımını yavaşlatan durum karşısında hasara daha yatkın olduğu düşünülmektedir.
h. Periferal Nöropati : Periferal nöropatisi bulunan kişilerin altta yatan sebebi açığa çıkarmak amacıyla ileri tetkiklere ihtiyacı vardır. Genel yaklaşım bu kişilerin dalış yapmasına izin verilmemesi yönündedir. Çünkü, nöropatiyi dekompresyon hastalığından ayırma güçlüğü yanında, nöropati nedeniyle vücüdün uç kısımlarında meydana gelen duyu kaybı, dalıcının mercan ve diğer kesici veya delici cisimlerle farkına varmadan yaralanmasına yol açabilir. Aynı zamanda nöropati nedeniyle mevcut bulunan yara iyileşmesindeki yetersizlik, bu yaralanmaları daha da tehlikeli hale getirebilmektedir.
i. Dejeneratif Sinir Sistemi Hastalıkları : Dejeneratif sinir sistemi hastalığı bulunan kişilere de dalış izni verilmemelidir.
5. Kardiyolojik hastalıklar ( Kalp hastalıkları )
Zayıf fiziksel kondisyona ve kardiyolojik bir hastalığa bağlı olarak azalmış aerobik egzersiz kapasitesi dalgıcı artmış bir riske sokar. Azalmış kapasite sebebi ile dalgıç hafif bir yorgunluktan tükenme ile birlikte ani bilinç kaybına veya ani ölüme kadar varabilen bir risk altındadır.
Su altında kişi nötr durumda iken çok az bir enerji harcar. Ancak bu yanıltıcı bir kolaylıktır. Çünkü dalgıç her an ani bir heyecanla, stresle veya aşırı enerji tüketimi ile karşı karşıya kalabilir. Bu da kalp üzerinde ek bir yük oluşturur. Bu gibi durumlar karşısında dalgıcın bilincini ve vücüt fonksiyonlarını kaybetmeden gerekli cevabı verebilmesi için yeterli bir kardiyovasküler rezerve ihtiyacı vardır. Bunların yanında uzun tekne gezileri, sıcakta malzeme kuşanma ve benzeri durumlar terleme yoluyla büyük miktaarlarda sıvı kaybına ve ciddi bir termal strese yol açabilirler, ayrıca önemli bir miktarda ısı kaybına ve ciddi bir termal strese yol açabilirler. Ayrıca önemli bir miktarda ısı kaybı da dalış sırasında meydana gelebilmektedir. Sonuçta damarlarda daralmaya ısı üretmek amacı ile kaslarda titremeye ve titreyen kaslara kan sağlamak üzere artmış bir kardiyak volume ihtiyaç vardır. Emosyonel faktörler de önemlidir. Çünkü panik durumu kan basıncında ve kalp hızında belirgin bir düzeyde artmaya sebep olur. Bu tür olayların sağlık problemi olmayan dalıcılarda bile boğulma sebebi olduğu hatırlanmalıdır.
a. Kroner Arter Hastalığı : Geçirilmiş myokard infarktüsü (kalp krizi), kroner arter hastalığı, kroner arter hastalığına bağlı aritmiler veya angina pektoris semptomları dalış için kesin bir engel oluşturmaktadır.
Kroner by-pas uygulanmış kişilerin dalabilmeleri için aranan bazı koşullar vardır.
¤ Rehabilitasyon programlarını tamamlamış olmaları
¤ Yaşam biçimlerini risk faktörlerini en aza indirgeyecek şekilde değiştirmiş olmaları
¤ Herhangi bir tıbbi tedaviye ihtiyaç duymuyor olmaları
¤ Yüksek bir seviyede fiziksel kondisyon yakalamış olmaları
¤ Kardiyologların sıkı takibinde olmaları
¤ Dalış esnasında başka dalgıçların sorumluluğunu almıyor olmaları (dalış amirliği gibi) gerekmektedir
b. Hipertansiyon : Normal tansiyon için üst sınır (yaş faktörüne bakılmaksızın) 140/90 mm Hg{civa}dir. Dalış esnasında soğuk su, ağır egzersiz ve emosiyonel değişiklikler kan basıncını arttırabilecek faktörlerdir. Hipertansiyon, dalış esnasında ani kapasite yetmezliğine, felce ve miyokard infarktüsüne yol açabileceğinden, hipertansiyon hastalarının dalmamaları gerekmektedir. Ancak hipertansiyonu kilo vererek, tuz kısıtlaması ve egzersiz yaparak kontrol altına alınabilen kişilerin dalmalarında sakınca yoktur. Bu önlemlerin yanında sadece tek ilaçla (yanlız diüretik ile) hipertansiyonu kontrol altına alınmış kişiler de dalabilirler.
Hipertansiyonu iyi kontrol altına alınamayanlar, birden fazla ilaç kullanarak tedavi olanlar ve tansiyonu kontrol altında bile olsa, kalp büyümesi olanlar (soi ventrikül hipertrofisi, sol ventrikül dilatasyonu ve sol ventriküler disfonksiyonu) asla dalmamalıdırlar.
c. Elektro Kardiografik (EKG) Anormallikler : EKG sinde anormallikler bulunan kişiler ancak bir kardiyolun onayı ile dalabilirler. Ayrıca 40 yaş üstü adaylara ve düşük kondisyona sahip 40 yaş altı adaylara mutlaka egzersiz EKG si yapılmalıdır.
d. Valvüler Kalp Hastalıkları (kalp kapak hastalıkları) : Bir çok kalp hastalığı dalışa engel oluşturur. Kalp kapağı hastalığı bulunanlar ancak bir kardiyologdan onay alırlarsa dalabilirler.
e. Konjenital (Doğumsal) Kalp Hastalıkları : Konjenital kalp hastalıklarınında bir çoğu dalışa engel oluşturur. Bu kişiler ancak bir kardiyoloğun onayı ile dalabilirler.
f. Periferal Vasküler Hastalıklar : El ve ayak damarlarındaki hastalıklar dalışa engel oluşturur. soğuk sudan dolayı el ve ayak damarlarının daralıp, bu bölgelere kan gelmesini engelleyen Reynaud Fenomenide dalışa mani hastalıktır.
g. Pace-Maker'ı (kalp pili) Bulunan Kişiler : Pace-maker'ı bulunan kişilerin bir çoğuna dalış izni verilmez. Ancak bazı istisnai hastalar olabilir. Bu kişiler ancak bir kardiyoloğun onayı ve basınç odasında testlere tabi tutulduktan sonra dalabilirler.
6. Hematolojik hastalıklar ( Kan hastalıkları )
Sebebi açıklanamayan anemi (kansızlık), polistemi (aşırı kan bulunması), veya lösemi (kan kanseri) varlığı dalışa engeldir. Çünkü azalmış doku perfüzyonu (kanlanması) nedeni ile dekompresyon hastalığıb riski yüksektir (Gaz emilimi ve atılımı azalır).
Orak hücreli anemisi olan kişilere kesinlikle ticari dalış izni verilmemelidir. sportif dalışlarda da, hemoglobin seviyesi normal olan, geçirilmiş anemi atakları olmayan kişiler bir hemotog onayı ile dalışlarda da dekompresyon limitlerini aşmadan dalabilirler.
7. Pulmoner sistem hastalıkları ( Solunum sistemi hastalıkları )
a. Bronşial Astma : Bronşial astma tanısı genellikle tekrarlayan hırıltılı solunum (episodik wheezing), nefes darlığı (bispme), öksürük hikayesi ve reversibl havayolu obstrüksiyonunu gösteren akciğer fonksiyon testleri ile konulur. Astım krizine yol açan bronkospazmı tetikleyen bazı faktörler vardır. Bunlar; enfeksiyonlar, allerjen ve irritanların solunması (soğuk ve kuru hava, tuzlu su, vb) egzersiz, şiddetli emosiyonel değişiklikler. Bu tetikleyici faktörlerin hemen hemen hepsiyle dalış esnasında karşılaşmak mümkündür. Dalgıç sualtındayken bronkospazmı meydana gelirse, bronkospazmı nedeni ile akciğer içinden çıkamayıp sıkışan havanın çıkış esnasında genişlemesi ile ölümcül akciğer barotravması meydana gelebilir.
Sık bronşit geçiren, tekrarlayan öksürük ve wheezing atakları olan kişilerin tanı konulmamış veya asemptomatik astmalı olabilecekleri mutlaka düşünülebilir.
Egzersiz astması, akut, reversibl, genellikle sınırlı bir havayolu obstrüksiyonu meydana getirir. Astmatik veya saman nezlesi olanlarda egzersiz yaptıktan sonra ortaya çıkabilir. Genellikle sağlıklı, atletik ve genç kişilerde görüldüğünden, dalış eğitimi almak için başvuran kişilerde sıklıkla rastlanılabilir. Bu kişilerin çoğu ağır bir egzersiz yapmadıkça tamamiyle sağlıklıdırlar ve yapılan akciğer testleri de normaldir. Allerjit riniti veya saman nezlesi olan kişiler, egzersiz astması gelişmesi açısından riskli grupta yer almaktadır. Tanı koyabilmek için, egzersiz testi veya soğuk hava ile hiperventilasyon yaptırılmalıdır. Egzersiz sonrası yapılan akciğer fonksiyon testleri de anlamlı sonuç verir. Geçmişte astması olan veya semptomsuz yıllar geçiren kiilerde de egzersiz astması gelişebilir.
Aktif bronşial astması veya egzersiz astması olan kişilere kesinlikle dalış yaptırılmamalıdır.
b. Akut Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu : Akut üst solunum yolu enfeksiyonu olan kişi dalış yapmamalıdır. Çünkü bu durumda kulakların ve sinüslerin eşitlenmesi zor olur. Ayı zamanda üst solunum yolu enfeksiyonuna eşlik eden bir bronşit varlığı, çıkış sırasında akciğerlerde hava sıkışmasına yol açarak hayati bir tehlike yaratabilir.
c. Allerjik Rinit : Allerjik sebeplerle meydana gelen burun iltihabı, burun mukozasında ödeme, nasal havayolları, östaki borusunun ve paranasal sinüs girişlerinin tıkanmasına yol açar. Akut allerjik riniti ve rinokonjuntiviti olan kişiler, akut durum geçip kulak eşitlemesi kolaylaşıncaya kadar dalmamalıdırlar. Allerjik riniti olan kişilerin aynı zamanda bronşial astması da olabileceği akıldan çıkmamalıdır.
d. Pnömotoraks : Spontan (kendiliğinden olan) pnömotoraks hikayesi olan kişilerin kesinlikle dalmamaları gerekir. Çünkü bu kişilerde pnömotoraksın normal hayatta bile tekrarlama riski vardır. Sualtında spontan pnömotoraks gelişmesi, çıkış sırasında tansiyon pnömotoraksa neden olur ve bu durumda da akciğerin tamamen sönmesine (kollapsına) ve ölüme yol açabilir.
Travmatik hemopnömotoraks veya herhangi bir sebepten dolayı akciğer ameliyatı (torakotomi) geçiren kişilere dalış izni verilmemelidir. Ancak bu kişiler Göğüs cerrahı, Göğüs hastalıkları uzmanı ve sualtı hekimlerinin verecekleri ortak bir onay sonrasında dalabilirler.
e. Pulmoner İnfeksiyonlar : Tiberküloz, mikotik (mantar) infeksiyon, bronşit, pnömani gibi aktif pulmoner infeksiyon durumlarında veya fibrozis, kavitasyon, amfizem ve bronşlarda kalsifik lezyonlar gibi sekerlerin olduğu durumlarda dalışa engel oluşturur.
f. Sigara İçimi : Dalgıçlar sigara içmemeleri konusunda ısrarla uyarılmalıdırlar. Çünkü sigara :
¤ Kardiyopulmoner verimi azaltır
¤ Mukus tıkaçlarına ve bronkospazma yol açarak akciğer içinde lokal hava sıkışmasına neden olabilir
¤ Nasal irritasyon yaparak kulak ve sinüslerin açılmasını zorlaştırır
¤ Kroner arter hastalığı (kalp krizi vb) için artan bir risk oluşturur
8. Endokrinolojik hastalıklar ( Hormonal hastalıklar )
a. Diabetes Mellitus (şeker hastalığı) : Çocukluktan beri diabeti var olan (insüline bağımlı diabetes mellitus) kişiler ancak devamlı insülin kullanarak şeker düzeylerini regüle edebildiklerinden kesinlikle dalmamaları gerekir. İleri yaşlarda ortaya çıkan ve insüline bağımlı olmayan diabetes mellitusu bulunan kişilerde, ancak hipoglisemi atakları olmuyorsa dalabilir.
b. Tiroid Hastalıkları : Tedavi edilmemiş tiroid disfonksiyonu, kardiyovasküler ve merkezi sinir sistemine etkileri nedeni ile dalış güvenliği açısından tehlikelidir. Ancak tedavi ile tiroid disfonksiyonu kontrol altına alınmış kişiler bir endokrinolog veya genel cerrahın onayı ile dalabilirler.
9. Gastrointestinal sistem ( Sindirim sistemi ) ve Karın duvarı hastalıkları
a. Özefagus (yemek borusu) Hastalıkları : Özefagus divertikülleri, belirgin özefagial reflü, akalazya, paraözefagial veya inkarsere sliding tipi hiatal herni, vb hastalıkları olanlar
b. Mide Hastalıkları : İleri derecede parsiyel kronik gastrik çıkış obstrüksiyonu, dumping sendromu, vb hastalıkları olanlar
c. İnce Barsak Hastalıkları : İnce barsak obstrüksiyonu vb hastalığı olanlar
d. Hepatobilier (karaciğer ve safrakesesi hastalıkları) :
e. Apdominal Duvar Hernileri (fıtıkları) :
Yukarıda belirtilen grup hastalığı olanların dalabilmeleri için mutlaka bir gastroenterelog veya genel cerrahi uzmanından onay almaları gerekmektedir.
10. Ortopedik hastalıklar ( iskelet sistemi hastalıkları )
a. Travma ve Akut İnflamatuvar Hastalıklar : Tamamı ile iyileşmediği takdirde dalışa engeldir.
b. Skolyoz : Omurların vertikal hattının bozulup, bir kısmının sağ veya sol yana kaymasıdır. Bu hastaların dalabilmeleri için normal pulmoner fonksiyona sahip olmaları gerekir. Skolyoz, dalış takımlarını giymeyi engelleyecek kadar fazla olmamalıdır. Çünkü ağırlık omur travmasına neden olabilir. Bu şartları taşıyan kişinin dalmasında sakınca yoktur.
11. Jinekolojik hastalıklar ( Kadın - doğum hastalıkları )
a. Hamilelik : Hamile dalgıç, mutlaka fetüsün uğrayabileceği zararlar konusunda uyarılmalıdır. Çünkü, inert gazların fetal dokuda alınımı, atılımı ve hava kabarcığı oluşma riski konusunda kesin bilgiler yoktur. Şu an geçerli olan görüş, hamilelik boyunca herhangi bir derinliğe, herhangi bir süre dalmanın fetüs için kesinlikle zararlı olacağı yönündedir.
b. Oral Kontraseptif (doğum kontrol ilaçları) Kullanımı : Oral kontraseptif kullanımı kanın akışkanlığını azalttığından ve pıhtılaşmayı arttırdığından dolayı, dekompresyon hastalığı gelişme riskini fazlalaştırır. Fakat oral kontraseptif kullanımı, dalış için engel olarak kabul edilmemektedir.
Comments (0) | Add Comment